Jean-Christophe Grange etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jean-Christophe Grange etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ŞEYTAN YEMİNİ-JEAN CHRISTOPHE GRANGE

Kitap Künyesi
Adı:Şeytan Yemini
Yazarı:Jean-Christophe Grange
Yayınevi:Doğan Kitap
Sayfa:519


Mathieu Durey'in çok yakın arkadaşı Luc Soubeyras'ın  beklenmeyen intiharı ile başlıyor her şey.Mathieu arkadaşının intihar sonrasında komaya girip yaşamla ölüm arasında kaldığını öğrenince intihar sebebini öğrenmek için araştırmalara başlıyor.Biz de bu arada ikilinin geçmişini öğreniyoruz.Aslında rahip olacakken polis olan iki insan...Bunun sebebi Luc'un şeytanla sahada karşılaşmak isteyişi.Luc'un fikirleri Mathieu'da etkileyince o da bu yolu izliyor.Tabi ikilinin sadece meslek hayatlarıyla sınırlı kalmıyor bu anlatım çocukluklarından şimdiye kadar hayatlarında yer eden pek çok şeyi de öğreniyoruz.
Acaba Luc'u karısı ve iki çocuğunu geride bıraktıracak,çok dindar bir katolikken dinini bu kadar yıktırıcak sebep ne olabilir?


Mathieu önce davaları araştırmaya başlar en son ki dava bir kaçakçının öldürülmesidir.Ama  Mathieu  burada bir ipucu yakalar. Luc sık sık Besançon'a gitmektedir.Mathieu olayı deşince orada satanizm ögeleri barındıran bir cinayet işlendiğini öğrenir.Luc ve şeytan tutkusunun onu Besançon'a kadar götürdüğünü anlar.
Mathieu Besançon'a gider. Cinayet satanizm ögeleri barındırmasa da tüyler ürpeticidir orası kesin.Önüne çıkan bütün engellere rağmen Mathieu cinayetle ilgili bilgileri toplamaya başlar.Bu arada öldürülen kadının kızının da seneler önce cinayet kurban gittiğini öğrenir.Mathieu  bu iki cinayetin bağlantılı olduğuna inanmaktadır.
Sylvie Simonis ve kızı Manon'un öldürülüşü Luc'u intihara sürükleyen dava mıydı?İpuçları Mathieu şehir şehir dolaştırır.Ve Mathieu kendini satanist seri cinayetler,şeytana tapanlar,komadan dönen ve şeytanla anlaşma yaptığı iddia edilen kişilerin bulunduğu büyük bir karmaşanın içinde bulur.
Acaba Mathieu Luc'u intihara sürükleyen olayı öğrenebilecek mi?Sylvie-Manon cinayetlerinin bulmacadaki yeri ne? Ve katilleri kim?

Kitaba bayıldım Grange dini ögelerden tıbbi olaylara kadar sınırsız bir bilgi şöleni yaşatmış.Tıbbi olaylar ve tüylerinizi ürpertecek cinayetler hikayeyi güzelce çerçevelemişti, ki malum Grange bu tarz cinayet tasvirleri yapmakta muazzam bir ustalık sergiliyor.Kısacası Grange mükemmellikte sınır tanımamış bizleri de mükemmelliğin ellerini teslim etmişti.

Alıntılara geçersek...

"Bir ameliyat sırasında  meydana gelen ve hayatımı karartan bir kaza yıllardır gözümün önünden hiç gitmiyordu.Ama bu otopsiden sonra kurtçuklar tarafından kemirilen kadının çığlıklarını duyuyorum.Çivi çiviyi sökermiş,tahta ne kadar çürük  olursa olsun fark etmez."

"Ölüm insanlar arasında eşitsizliği kaldırıyor."

"Aşırılık sayesinde karşıtlar bir araya gelir."

"Bir sırrı muhafaza etmenin en iyi yolu sırrın olmamasıdır."

"Kozmik alanda ışığı soğuran kara delikler gibi ruhları yutmak için kapının açılmasını bekleyen negatif bir güç..."

"İlk savaşlar vatan veya özgürlük için yapılır,son savaşlar ise efsane için.."

"Görüntü aynada kusursuz olduğunda aynayı kırmanın zamanı gelmiş demektir."

"Şeytan yoktur bunu biliyorum.Çünkü kırk yıldan beri onunla savaşıyorum."


SİSLE GELEN YOLCU- JEAN-CHRISTOPHE GRANGE


Kitap Künyesi
Adı:Sisle Gelen Yolcu
Yazarı:Jean-Christophe Grange
Yayınevi:Doğan Kİtap
    Sayfa:677
Bu kitabı okurken şunu fark ettim Grange okumak resmen bağımlılık yapıyor.Öyle bir şey ki bu kitabı ile önceki okuduğum kitap arasında 4 ay varken Grange romanını bayağı özlemişim. Zaten adamın topu topu 9 tanecik romanı varken  ben de 7 tanesini okumuşken elbette hemen diğer  kitaplara sarılmadım. Bu kadar kısa bir ara vermişken bile daha ilk sayfaları okurken uzun zamandır eksiklik duyduğum bir  şeye kavuşmuş gibi hissettim.Harbiden bağımlısı olmuşum.Neredeyse bana kitabın taslağını verseler yazarı söylemeseler ben daha başlarda Grange yazmış bunu diyebilirim.O kadar yani.Birazcık abarttım mı ne?Neyse uzatmadan kitabın konusunu anlatayım.
Resim İlknokta'dan alınma 

Mathias Freire adlı karizmatik bir psikiyatrisimiz var. Bir gece hafızasını kaybetmiş bir hasta getiriliyor. Hastanın bulunma koşulları ve hiçbir şey hatırlamaması işleri zorlaştırıyor.Üstüne üstlük  hastanın hatırlamaya her şeyin uydurma olduğu olduğunu fark eden Freire ,onun psişik kaçış yapabilmek için bilinçaltında kalanlardan yeniden bir öykü oluşturduğunu fark ediyor.Hastası genel tabirle "bavulsuz yolcu"dur.
Ve güzel  polisimiz olaya dalıyor. Anais  Chatelet... Kendisi bavulsuz yolcunun tek sanık/tanık ve bol bol mitolojik ögeler barındıran,insanı ürperten cinayeti araştıran genç  başkomiser. Psikiyatrist ve polisin yolları kesişiyor.Herkes kendi çabasında.Freire hastasını iyileştirmek, Chatelet cinayeti çözmek istiyor.
Sonra öyle bir an geliyor ki cinayet benim için arka planda kalıyor.Ne, ne oluyor,ama nasıl olur ? moduna giriyorum.Tabi şaşkınlık ve merak içinde başlıyorum sayfaları çevirmeye. Sorular beynimi kemirmesin diye...
Kısa ve öz olarak Grange'ın Leyleklerin Uçuşundan sonra en beğendim kitabı oldu.
Her zamanki gibi siyasi tarihten,yunan mitolojisine kadar sınırsız bir bilgi yumağı da kitapta sayfadan sayfaya atlıyor.
Beğendim alıntılamalara gelirsek , 677 sayfa ve Grange söz konusu olunca alıntılama sayımda fazla oldu.
"Kendi izlerinin peşinden gidiyordu.O hayatını tersten yaşayan bir adamdı."
"Kurt meyvenin içinde değil,kurt meyve ile uyum içinde"
"Bir başkasının deliliğini kabullenmenin hiçbir şey kazandırmayacağını biliyordu.Psikiyatri deliliği asla desteklemeden anlamaktı."
"Evet diye düşündü yeniden çay yapraklarına dalarak burada başkalarının deliliğine saklanmak istemişti.Kendi deliliğini unutabilmek için."
"Psikiyatrist olmak böyle bir şeydi.Batmakta olan bir kayığın suyunu yüksükle boşaltmaktan farksızdı."
"-Petank oynayan aşağıdaki adamlar  adamlardan birine sıra geldiğinde,diğerleri ağaçların ardına gizleniyor.
-Stan bir şizofren petank ile bowlingi karıştırıyor"
ve bir baba kız konuşması:
"-Gerçek Hristiyan yatağında ölmez.
-Anlaşıldı sen nerede ölmek istiyorsun?
-Bağlarımın içinde...Bağlarımın içinde ölmek istiyorum  bir kurşunla.
-Kurşun nereden gelecek?
-Kim bilir senin silahından belki."


TAŞ MECLİSİ-JEAN CHRISTOPHE GRANGE

TAŞ MECLİSİ-LE CONCILE DE PIERRE
 Kitabı incelemeye başlamadan önce inceleme yaparken Taş Meclisi'ni diğer Grange kitapları ile yer yer karşılaştıracağım için okumadığım 2 kitabı (Şeytan Yemini ve Sisle Gelen Yolcu)  kaldığını belirtmek istedim.Ama kitapların adını spoiler içermesin diye vermeyeceğim okuyanların anlayacağı bir biçimde vereceğim.
 Uzattım biliyorum. Kitaba geçersek Diane Thiberge  baş karakterimiz. Her şey Diane'nın Tayland'dan bir çocuk evlat edinip Fransa'ya dönmesiyle başlıyor. Çocuğa sürekli Lu-isan  kelimelerini tekrar ettiği için Lucien adını verir. Kitapta geçmişe dönüp Diane'nın çocuk evlat edinmesinin sebebini de öğreniyoruz. Diane annesi Sybille yüzünden (ihmalkarlığı) 14 yaşında düğün sonrası eve yalnız dönmek zorunda kalıyor. Ve bir saldırıya uğruyor.Ondan sonra hayatında kimse ile ilişki kuramıyor. 30 lu yaşların başında da çocuk evlat edinme kararı alıyor. (Spoi) Okuduğu diğer kitapları da göz önüne alınca Grange'ın 15 yıl önce gerçekleşen bu saldırıyı ne yapıp edip kitabı sonuna bağlayacağını anladım.Ve nitekim de öyle oldu.Diaen geçmişte yaşadığı olay yüzünden bir spor dalında( wing-chun) uzmanlaşma kararı alır ve gerçekleştirir. Mesleğini ise yırtıcı hayvanları inceleyen etolojide karar kılar. 
 Annesi ile problemleri diz boyu olan Diane'ye evlat edinme olayında nüfuslu üvey babasından destek alıyor. Annesini Lucien ile ziyarete giden Diane dönüştü bir trafik kazası geçiriyor.Kendisine bir şey olmasa da oğlu kazada çok ağır yaralanıyor.(Diane emniyet kemerini takmamış) Lucien  beyninde ciddi hasar alıyor. Sürekli krizler geçirdiği için iyileşmesinden umudu kesiyorlar.Tam o anda çocuğun odasına Van Kaen adlı bir akupuntur  uzmanı gelip çocuğu iyileştirebileceğini söyler. Bilim insanı Diane buna pek inanmasa da teklifi kabul ediyor. Ve mucize gerçekleşip çocuk iyileşiyor. 
Tabi her şey güllük gülistanlık olmuyor. Hastanede çalıştığı iddia eden akupunturcunun hastanede çalışmadığı öğrenen Diane onun cesedinin bulunduğu haberinin gelmesiyle şok yaşıyor. Adam çok zalim bir şekilde öldürülmüştür. Burada polisimiz Patrick  Langlois devreye giriyor. Cinayeti çözmenin anahtarının Lucien'in kökenini bulmaktan geçtiğini söylüyor. Diane binbir uğraş çocuğun kökenin bulmayı başarıyor.Çocuğun Tseven'lerden gelen bir gözcü olduğunu öğreniyor.Aynı zamanda o bölgede Rusların bilimsel deneyler yaptığı(akupunturcunun da orada çalıştığı) bir yer olduğunu öğreniyor.  Bütün ipuçları Diane'ye trafik kazasının cinayet girişimi olduğunu düşündürtüyor ve oğluna tekrar zarar gelir korkusuyla işin içine iyice giriyor. Cinayetlerin arkası kesilmiyor ve Diane oğlunu korumak amaçlı bir bakıyor ki kendini Rusya da bulmuş.

Kitabı genel olarak ele alırsak parapsikoloji ağırlıklı. Bol bol doğaüstü yerler var. Grange pek çok kitabında mantık sınırları zorlayacak şeyler yazıp sonunda mantıklı şekilde açıklarken (spoi) ne yazık ki bu kitabında mantık sınırlarını aşmış yerler o kadar fazla ki. Mantıklı açıklamalar bekleyenler için ciddi bir hayal kırıklığı oluyor.Grange biraz da kendi ütopyasını yaratmış. Ama bu kadar şeyin yanında insan ufkunu açan bir kitap olduğunu da söyleyeyim .
Dip not:Kitapta dikkatimi çeken ve biraz da beni sinir eden ayrıntı.Diane polisin ya da doktorun söylediği bazı bilimsel kelimelerin anlamını bilince doktor da poliste şok olup Diane'ya hayranlıklarını belirtiyorlar. Şimdi ya Fransa'da kadınlar çok cahil gibi bir yaklaşım var ya da Fransız erkekleri güzeller aptal olur'u ilke edinmişler. Sanki Diane okuma yazma bilmeyen bir kadın. Diane etoloji alanın doktora yapmış.Hayvanları incelemek için  ülke ülke dolaşmış bir kadın genel kültürü olması gayet normal.Hayatını ayrıntılarına kadar bilen polisin ve haftalarca oğlu için sürekli muhattap  olduğu doktorun  onun bilgili bir kadın olmasına şaşırmalarına  şaşırdım.