AYRINTI YAYINLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AYRINTI YAYINLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KONFIDENZ-ARIEL DORFMAN

Kitap Künyesi
Adı: Konfidenz
Orijinal Adı:Konfidenz
Yazarı:Ariel Dorfman 
Çevirmen:Aslı Biçen
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa:136

Her şey bir kadının 242 numaralı otel odasına girmesiyle başlıyor. Çalan telefonu açıyor ve karşısına kendisi hakkında pek çok şey bilen bir adam çıkıyor.


Sayfalar azar azar ilerledikçe hem bizim için hem de Barbara için gizem yavaş yavaş çözülmeye başlıyor.
Barbara 20 yaşında bir Alman,dönem savaş öncesi ortalık karışık ve Barbara aşkı Martin için Almanya'dan Paris'e geliyor ama karşısına telefondaki yabancı bir ses çıkıyor. Adam kendini Leon diye tanıtıyor başta,Martin'in siyasi olaylar yüzünden başının dertte olduğunu söylüyor,kendisini hiç görmeyen kadının kendisine koşulsuz inanmasını bekliyor.
Barbara adama inanmakta güçlük çekiyor ama o ülkede konuşabileceği tek insan,Martin ile tek bağlantısı o,adamla konuşup ağzından laf almaya çalışıyor. Onun Martin'in örgütteki denetimcisi olduğunu hatta bütün mektuplaşmalarının bu adamın vasıtasıyla olduğunu anlıyor,tabi ki adamın mektupları okuduğunu ve gerekli düzeltmeleri yaptığını da.
Telefon sohbeti koyulaştıkça Leon yavaş yavaş hayatını anlatıyor Barbara'ya.Eşi Claudia'dan bahsediyor biraz. Sonrasında 12 yaşında beri hayatına yön veren kadından Susanna'a olan sevgisini dile getiriyor.
Ayrıca Martin'in tehlikede olduğunu casusluk işlerinin onu canından etmek üzere olduğunu anlıyoruz.
Sayfalar ilerliyor ve Leon bir gerçeği itiraf ediyor ve Barbara ile bizleri şok etmeyi başarıyor.
Bize de karakterlerinin sonunu öğrenmek için sayfaları çevirmek kalıyor.

Gelelim yorumuma kitabı çok sevdim. Öncelikle yazarın kalemi çok akıcıydı,çeviri oldukça başarılıydı. Kitabın geneli diyaloglarda oluştuğu için okurken hiç sıkıntı çekmiyorsunuz, yazar gereksiz ayrıntılara boğmamış bizi. Üstelik az da olsa güzel esprileri ile bizi gülümsetmeyi başarmış.Sadece bu kitaba dayanarak yazarın kaleminin oldukça kısa ve öz olduğunu  çıkardım.
Onun dışında kurgu oldukça farklıydı son zamanlarda böyle farklı bir kitap okumamıştım,hem gerçekçi hem de inanması imkansız bir hava vardı kitapta.Yazar yaklaşan savaşı,siyasi sorunları,9 saatlik bir telefon görüşmesi ile birleştirip ortaya bambaşka bir kitap çıkarmış anlayacağınız.
Sonuç olarak şöyle hemencecik okuyup bitireyim üstelik konusu da fark yaratan kitaplardan olsun diyorsanız Konfidenz listenin başında olur.  

TEKİNSİZ-CHUCK PALAHNIUK

Kitap Künyesi
Adı: Tekinsiz
Orijinal Adı: Haunted
Yazarı:Chuck Palahniuk
Çevirmen:Funda Uncu
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa:438

18 kişi Bay Whittier adlı yaşlı bir adamın ilanı ile yazarların inzivası kapsamında 3 aylığına ortadan kayboluyorlar.Birbirlerinden farklı karakterlere ve geçmişlere sahip bu kişiler tam 3 ay hayatlarıyla iletişimi kesiyorlar. İnzivaya çekilmeden önce kendilerine garip lakaplar bulmayı da unutmuyorlar. (Leydi Çöpçü,Aziz Bağırsaksız,Kontes Basiret...)

"Hepimiz en uzakta duran kişi olmak istiyoruz.Neyin iyi ,neyin kötü olduğunu söyleyen kişi olmak.Doğru veya yanlış."

"Bir taş perdah makinesi düşünün,içi su,taş ve çakıl dolu vaziyette yedi gün yirmi dört saat dönüp duran bir tambur.İçindekileri ezen.Dönüp duran.Çirkin taşları perdahlayarak değerli taşlar haline getiren.İşte bu,dünya.Dönmesinin sebebi bu.Biz taşız ve başımıza gelenler -dram ve acı ve mutluluk ve savaş ve hastalık ve zafer ve istismar- bizi aşındıran su ve kum.Bizi ezen.Güzel ve parlak olmamız için bizi perdahlayan."

Bay Whittier'in yardımcısı konumundaki Bayan Clark onlara Dracula'nın temelinin böyle bir ortamda atıldığını,Frankestein'in ise böyle bir ortamda doğduğunu anlatıyor.Bir köşkte mahsur kalan bir grup insan birbirlerine korku hikayeleri anlatmaktansa ,yazmaya başlayınca ortaya edebiyatın kült eserleri çıkmış. 

"Sindirebildiğiniz hikayeler,anlatabildiğiniz hikayelere gelince...hayatınızın o kısımlarının kontrolünü elinize alabilirsiniz.Onlara şekil verebilir,onları sanat eserine dönüştürebilirsiniz.Onlara hükmedebilirsiniz.Ve onları kendi yararınıza kullanabilirsiniz.
O hikayeler yemek yemek kadar önemlidir."

Grup ilk başta buna inanıyor ve herkes çıkıp geçmişinden bir hikaye anlatıyor. Bu durum devam ederken gerçek 16 kişinin yüzüne çarpıyor ve bu hikayelerle bir yere varamayacaklarını anlıyorlar.

"Fransa'daki insanların bir deyimi vardır:"Merdivenin Ruhu."Fransızca'sı Esprit d'Escalier.Anlamına gelince:Cevabı bulduğunuz anda iş işten geçmiştir.Diyelim ki bir partidesiniz ve biri size hakaret ediyor.Bir şey söylemeniz gerek.Ama baskı altında,herkesi sizi izlerken saçma sapan bir şey söylüyorsunuz.Partiden ayrıldığınız anda...
Tam merdivenden inmeye başladığınız anda sanki bir mucize gerçekleşiyor.Söylenebilecek en mükemmel şey aklınıza geliyor.En mükemmel ve en yaralayıcı cevap.
İşte bu Merdivenin Ruhu'dur."

Küçük Spoiler...
Bunun üzerine burada zorla alıkonulduklarını hatta çok kötü şartlarda roman yazmaya zorlandıklarına ilişkin bir hikayenin daha iyi bir prim yapacağına kanaat getiriyorlar.

"Yanlış diye bir şey yok gerçekten.Kendi kafamızda yok.Kendi gerçekliğimizde.
Asla yanlış şeyi yapmak üzere yola çıkamazsınız.
Asla yanlış şeyi söyleyemezsiniz.
Kendi kafanızda hep haklısınızdır.Her eyleminiz-ne yaptığınız veya söylediğiniz nasıl görünmeyi seçtiğiniz- o eylemi yaptığınız anda otomatik olarak doğrudur."

Ve bu yazar adaylarının bu senaryoya uygun davranabilmek adına kalan zamanda yapamayacakları  hiçbir şey yoktur.Bir yandan hikayeler anlatılırken diğer yandan bulunduklarında güzel,acıklı bir hikaye anlatabilmek için çabalamaya başlarlar.

"Hikaye anlatmak bize olan şeyleri sindirmek demek" diyor Bay Whittier."Hayatlarımızı sindirmek demek.Tecrübelerimizi."
Spoiler biter..

Yorumuma geçersek Palahniuk  için sizi alıp başka diyarlara götürecek demiyorum bunun tam tersini söylüyorum. Öyle ki hangi ortamda olursan ol,hayata ne gözle bakarsan bak yazar hayatın kıyısında köşesinde kalan acı gerçekleri senin yüzüne çarpıyor. Seni gittiğin alemden getirip,acı gerçekle yüzleştiriyor.

"İmrendiğimiz insanlar acı çektiğinde sevincin en katışıksızını yaşarız.Sevincin en içten hali."

Onun  dışında kitap içerisinde anlatılan 10'ar sayfalık hikayelerin bazıları tek başına bir roman olabilecek kurguya sahipti belirteyim hemen. Üstelik bazı hikayelerin kurgusu o kadar gerçekçiydi ki özellikle bir kaç hikayede tüylerimin ürperdiği gerçeğini saklamayacağım. (Aziz Bağırsaksız'ın bağırsaksız kalışını okumak sağlam bir mide ister misal. Barones Frozbit'in hikayesi içinse o kaynayan su ve ölen insanlar oldukça gerçekçi tasvir,okurken içinizi yakacak der susarım.)
Sonuç olarak bayıldığım bir romandı.









TIKANMA-CHUCK PALAHNIUK

Kitap Künyesi
Adı:Tıkanma
Yazarı:Chuck Palahniuk
Yayınevi:Ayrıntı Yayınlar
Sayfa:231


Chuck Palahniuk;bilmeyenler için söyleyeyim hemen hemen hepimizin bayıla bayıla izlediği Dövüş Kulübü'nün yazarı olur.Sorsan kitabını okudun mu diye okumadım derim utana sıkıla ama en azından filmi izlemiş ve yazara hayran olmuştum.O zaman aklımda listeye Chuck Palahniuk'i not ettim.Elime geçen ilk kitabı Tıkanma oldu. Ve her ne hikmetse ben Tıkanma kitabının da önce filmiyle tanışmıştım.Ama elime geçen fırsatı önce filmini izledim diyerek geri tepip kitabı okumamazlık etmedim.Uzatmadan kitabın kısaca konusu ve benim yorumu aktaralım.


Eğer bu kitabı okumaya niyetlendiyseniz vazgeçin diye başlıyor kitap bayağı afili,hatta kitabı okumayacak birini bile okutmaya başlayacak bir giriş yapmış yazar. Dövüş Kulübü'nün yazarından bahsediyoruz burada bi zahmet yazsın değil mi?
Victor Mancini bir seks bağımlısı. Tek derdi ne yazık ki bağımlılığı değil. Annesi Ida... Ida  bakıma muhtaç aylığı 3000 dolara bir bakım evinde kalıyor.St. Anthony's gerekli her koşulu sağlıyor ve ona rahat bir yaşam sağlamaya çalışıyor. Ama bir yere kadar annesi yemekleri yutkunamayınca adeta eriyip akıyor. Burada devreye Dr. Paige Marshall giriyor. Victor'un abayı yaktığı doktorumuz mide tüpü takılması gerektiğini söylüyor. Victor bırakın mide tüpünün parasını karşılamayı aylık ücreti karşılamakta binbir zorluk çekiyor. Bunu nasıl yapıyor dersiniz öncelikle tıp fakültesini bırakmış,ayrıca çalıştığı işin dışında (ki bu iş gerçekten ilginç ötesi bir iştir,1700'lerin yaşamını saatliği 6 dolara canlandırıyor) sürekli restorantlarda boğulma numarası yaparak birinin kendisini kurtarmasını sağlıyor. Bu sayede o kişi artık Victor'dan sorumlu oluyor,doğum günü kartları dışında çeklerde gönderiyorlar. Victor'da bu sayede orada buradan para topluyor. Victor'un bir de kankası Denny var ki bu ilginçlik girdabına cuk diye oturmuş.
Victor iş hayatı,boğulma vakaları,annesini bakımı ve bağımlılığı ile ilgilenirken Dr. Marshall'ın garip teklifiyle ve annesinin geçmişe dair açıklamak istediği ama Victor'u avukatı sandığı için açıklayamadığı sırla boğuşmaya başlar.
Yazar yer yer annesi ile Victor'un geçmişini aktararak kafamızda oluşan pürüzleri yok etmemizi  sağlar.Mesela boğulma numarasının geçmişini öğreniriz böylece. Ya da annesinin sürekli hapishaneye girip çıktığını ve her çıktığında Victor'u koruyucu ailesinin yanından kaçırdığını ve onu motellerde kaçak bir yaşama mahkum ettiğini öğreniriz.
Victor'un geçmiş ve şimdisiyle sorunlarıyla mücadelesini okumak kalıyor bize de.
Gelelim yorumuma öncelikle siz de benim gibi filmle önce tanışmışsanız çekinmeyin okuyun,sonunu biliyorum ben bunun ya demeyin Chuck Palahniuk'un kaleminden mahrum kalmayın.Kitap fazlasıyla ilginç kişiliklerin bir araya geldiği bir hikayeyi anlatıyor. Ama asıl güzelliği toplumun bazı durumlarda vereceği. tepkilerin çok iyi yansıtılması.Yazar karakterlerin sergilediği davranışların ardından yatan nedenleri öyle güzel açıklıyor ki hayran kalmamak elde değil.Özetle toplumun durumunu anlatan ve bunu da bambaşka karakterlerle yansıtan muazzam bir roman olmuş.
Alıntılara geçersek...
"Güya geçmişini unutanlar onu tekrar etmeye mahkum olurlarmış"

"Zayıfmış gibi yaparak güç kazanırsınız. Kendinizi güçsüz göstererek diğer insanların güçlü hissetmesini sağlayabilirsiniz.İnsanların sizi kurtarmasına izin vererek aslında siz onları kurtarırsınız."

"Hayatınızı kurtaran kişi sonsuza kadar hayatınızdan sorumlu olur."

"Anlayamadığımız şeylerle yaşamayı beceremiyor oluşumuz ne kadar da acı.Bir şeyin açıklamasını yapamıyorsak,hemen reddediyoruz"

"Cahillik bir zamanlar sonsuz mutluluktu."

"Vaktimizin çoğunu başkalarının yarattığı şeyleri yargılayarak geçirdiğimizden,kendimiz hiçbir şey yaratamadık."

"Gerçek karmaşaya ulaşamadığımız sürece,asla gerçekten huzurlu olamayacağız."

"Gerçek dışı şeyler gerçeklerden daha güçlüdür.Çünkü hiçbir şey sizin hayalinizdeki kadar mükemmel olamaz.Çünkü sadece elle tutulamayan fikirler,mefhumlar,inanlar ve fanteziler kalır.Taşlar ufalanır.Ağaçlar çürür. İnsanlar da maalesef ölürler."

"Sahip olacağın her şey bir gün kaybedeceğin şeylerden sadece biridir"